YazarlarSelim YalçınerFAŞİZM SADECE “KÖTÜ” DEĞİL ARENDT’E GÖRE, AYNI ZAMANDA...

FAŞİZM SADECE “KÖTÜ” DEĞİL ARENDT’E GÖRE, AYNI ZAMANDA “BAYAĞI”DIR VE ÖYLEDİR…

- R E K L A M -

FAŞİZM SADECE “KÖTÜ” DEĞİL ARENDT’E GÖRE, AYNI ZAMANDA “BAYAĞI”DIR VE ÖYLEDİR…

Hannah Arendt, 1933 yılında Gestapo tarafından tutuklanıp salıverilmesinin ardından Almanya’yı terkediyor. Önce Paris’e, oradan da New York’a gidiyor. Nazilerin kendisini Alman vatandaşlığından çıkarması sonrası, ABD yurttaşlığını 1951 yılında alıncaya kadar haymatlos-vatansız olarak gazetecilik ve hocalık yapıyor. Politik felsefeye büyük katkılarda bulunuyor ancak ne felsefeci ne de politik felsefeci olarak anılmak istemiyor, “sıfat zorunluysa, politik teorisyen sayılabilirim,” diyor, tarihçiliğini vurguluyor. 

The New Yorker Dergisi, Nazi katili Adolf Eichmann’ın İsrail görevlileri tarafından Arjantin’den  İsrail’e kaçırılmasının ardından Kudüs’teki yargılanmasını izlemek üzere Hannah Arendt’i ikna ediyor. Arendt, 11 Nisan-15 Aralık 1961 arası yargılanıp idama mahkum edilen Eichmann’ın  duruşma sürecini izliyor, tüm tutanakları çalışıyor. 

İsrail, Yahudi Soykırımı’nın uygulayıcıları olan SS yöneticileri Heinrich Himmler, Reinhard Heydrich, Ernst Kaltenbrunner ve Heinrich Müller’den sonraki isim olan ve soykırım planlarını bizzat yapan ve uygulayan Eichmann’ın yargılanmasına büyük önem veriyor. Nazi kasabı, başta Auschwitz olmak üzere tüm toplama ve yok etme kamplarında 6 milyon Yahudi’nin öldürülmelerinden birinci derecede sorumlu.

Eichmann, duruşmalarda sürekli kendisinin emirleri yerine getirdiğini, görevini yaptığını bir bürokrat havasında anlatıyor. Yaptığı ‘iş’in, yani soykırımın ne denli büyük bir suç olduğunu, ‘görevini yapma’ bahanesinin arkasına saklayıp özellikle ‘sıkıcı’ bir görüntü vermeye çalışıyor. Savcının ve müdahil avukatlarının sorularına tekdüze, Nazi devletinin işleyiş mekanizmasının ayrıntılarına değindiği yanıtlar veriyor. 

Arendt, Eichmann’ın tavrından ve sözlerinden, “Kötünün bayağılığı” politik felsefi sonucuna varıyor. Kötü, Türkçede belki sadece “kötü” anlamına geliyor ama, İngilizce ve Almanca’da bu kavram için “evil” ve “böse” kullanılıyor ve her iki sözcük de, iblis, şeytan gibi anlamları, özellikle Eichmann örneğinde akla getiriyor. Yani, faşizmin kötülüğü, şeytansı bir durum, genel algıya göre. Yani: Şeytan nasıl tanrının önceleri yanındayken, O’nun bir bakanıyken, sonra bir şeyler oluyor ve de, bakan gücü ve yetkisiyle kendini sadece “kötü”lük yapmaya adıyor ya, Tanrı da şeytana bir şey yapamıyor, ona sözünü geçiremiyor ve böylece “kötü”lük bir “veri” olarak, teolojik ‘diyalektik’te yerini alıyor. İyi vardır, kötü vardır. İyilik Tanrı’dan gelir, kötülük şeytandan. Neden Tanrı’nın gücünün şeytana yetmediği; yani, çocukların neden kanser oldukları, masum insanların neden savaşlarda örneğin öldürülüverdiği, salgın hastalıkların neden engellenmediği sorumluluğundan Tanrı’nın kurtulmasına böylelikle ‘katkıda’ bulunulur. Kötülükler, şeytandan gelir. Şeytan, eski bir bakan olduğu için o kadar güçlüdür ki, Tanrı’nın ona gücü yetmez… “İyilikleri ben duyururum, kötülükleri bakanlarım…”

Arendt, tam da bu uydurmacaya, safsataya yoğunlaşıyor: Faşizm, sadece “kötü” değil, aynı zamanda “bayağı”dır da. Faşizmin, kötülüğün sığınacak bir göksel, semai, ilahi, tanrısal; giderek milliyetçi, ırkçı, dinci bir açıklaması yoktur. Faşizm, totaliter yapısıyla, sadece “bayağı”dır, “adi”dir. Ayaklarınızın altında bir yerde olması gerekir, gökte değil. Yahudilerin başına gelen facia, soykırım, tıpkı benzerleri gibi, ‘yüksek’ bir gerekçeyle açıklanamaz, sadece kötülüğün adiliğindendir. 

Arendt’in, Eichmann Duruşması bağlamında vardığı sonuç, Yahudiler tarafından tepkiyle karşılandı. Kendisi de Yahudi olmasına karşın, uğradığı haksızlığa kesinlikle aidiyet üzerinden yanıt vermedi, faşizmin adi, bayağı bir felaket olduğunu, başını her kaldırdığında ezilmesi gerektiğini sürekli vurguladı. 

Çocuklara, hem de ‘dini eğitim alması için kendilerine emanet edilen’ çocuklara tecavüz edenlerin, kız çocuklarını hamile bırakanların yapmakta oldukları ‘iş’in, dini, ilahi hiçbir yanı yoktur. Bunlar, sadece “kötü”dürler ve “adi”, “bayağı” olarak tanımlanırlar. Dini, milliyetçi, ırkçı; ne gibi ‘dayanak’ları olursa olsun, faşist, “kötü”dür, “aşağılık”tır, “bayağı”dır, sözüm ona kültürel toplumsal iddiası yoğun bir kültürel toplumsal mücadele ile ortadan kaldırılmalıdır. Bu savaşımın politik sonuçları kesinlikle alınır, karanlık aydınlıkta boğulur. 

Unutmadık: Demirtaşlar Kavalalar Altanlar ve yazılarından haberlerinden tutuklananlar hala içerde, Cumartesi Anneleri 791. Buluşmalarını sosyal medya üzerinden gerçekleştirmeye hala devam ediyorlar, “karanlık”, bir toplumsal hareketliliği bahane edip muhalefeti her anlamda yok etmeye çok düşük bir zeka düzeyiyle (Cami hoparlöründen Dombra yerine Bella Ciao tepkisi, ithalatı bir başka hükümetin arttırmış olduğu hoşluğu, sokağa çıkma yasağında köprü geçişlerinin bedava olması: 3.150 TL ceza!) debeleniyor…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Son Dakika

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan F-16 açıklaması: Kullanamayacağımız ürünü niye alalım?

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York'ta bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu F-16 görüşmeleri ile ilgili olarak yaptığı açıklamada "Elimizi kolumuzu bağlayan bir anlaşma içinde olmayız. Kullanamayacağımız ürünü niye alalım?" dedi.

Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı İran’daki protestolara destek için saçını kazıttı

İran’da ahlak polisinin gözaltısı esnasında Mahsa Amini’nin yaşamını yitirmesinin ardından başlayan gösteriler devam ediyor. HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş ve hücre arkadaşı Diyarbakır’ın görevden alınan belediye başkanı Selçuk Mızraklı, İran’da gerçekleştirilen protestolara destek verebilmek adına saçını kazıttı.

Türk Eczacılar Birliği: Sesimizi duymazdan gelenlere meslektaşlarımızla tek yürek seslenmek için meydanlardayız

Türk Eczacılar Birliği (TEB), ekonomik tehdit altında olduklarını, en temel giderlerini dahi karşılayamadıklarını ve ecza depolarına borçlarını kredi çekerek ödemek zorunda kaldıklarını ifade ederek 16 ekim günündede Türkiye genelinde eylem yapacaklarını duyurdu.
- R E K L A M -

İlginizi Çekebilir

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’ndan F-16 açıklaması: Kullanamayacağımız ürünü niye alalım?

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için New York'ta bulunan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu F-16 görüşmeleri ile ilgili olarak yaptığı açıklamada "Elimizi kolumuzu bağlayan bir anlaşma içinde olmayız. Kullanamayacağımız ürünü niye alalım?" dedi.

CHP Sözcüsü Faik Öztrak: Sarayın talimatıyla Merkez Bankası, faiz silahını saraya teslim etti

Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü Faik Öztrak, gündeme ilişkin paylaştığ ıyazılı açıklamasında, Merkez Bankası’nın faiz indirimlerini başlattığı 23 Eylül 2021 tarihinin üzerinden bir yıl geçtiğini anımsatarak, "Sarayın talimatıyla Merkez Bankası, faiz silahını saraya teslim etti. O günden bugüne milletimiz gün yüzü görmedi" dedi.

Selahattin Demirtaş ve Selçuk Mızraklı İran’daki protestolara destek için saçını kazıttı

İran’da ahlak polisinin gözaltısı esnasında Mahsa Amini’nin yaşamını yitirmesinin ardından başlayan gösteriler devam ediyor. HDP’nin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş ve hücre arkadaşı Diyarbakır’ın görevden alınan belediye başkanı Selçuk Mızraklı, İran’da gerçekleştirilen protestolara destek verebilmek adına saçını kazıttı.

Türk Eczacılar Birliği: Sesimizi duymazdan gelenlere meslektaşlarımızla tek yürek seslenmek için meydanlardayız

Türk Eczacılar Birliği (TEB), ekonomik tehdit altında olduklarını, en temel giderlerini dahi karşılayamadıklarını ve ecza depolarına borçlarını kredi çekerek ödemek zorunda kaldıklarını ifade ederek 16 ekim günündede Türkiye genelinde eylem yapacaklarını duyurdu.
- Advertisement -spot_imgspot_img

Çok Okunanlar

Gazeteci Erk Acarer duyurdu: Sedat Peker’in danışmanı Emre Olur için Arnavutluk’taki avukatlar devreye girdi

Sedat Peker’in 'basın danışmanı' Emre Olur’un Türkiye’ye getirildiğini Twitter hesabı aracılığıyla paylaşan gazeteci Erk Acarer, daha sonra Emre Olur'un İstanbul’da değil, Arnavutluk’ta havalimanı nezaretinde olduğunu paylaştı.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ: Hepsinin ortak hedefi cumhurbaşkanımızın yürüyüşünü durdurmak

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, cumhurbaşkanlığı seçimine yönelik olarak yaptığı değerlendirmede, "Biden'ından, Macron’una 7 düvel bir araya geldi 2023’e kilitlendi. Hepsinin ortak hedefi cumhurbaşkanımızın yürüyüşünü durdurmak" ifadelerine yer verdi.
- Advertisement -spot_imgspot_img

Bunlar da ilginizi çekebilir
Sizin için seçtiklerimiz