Ya ben aklımla bin yaşayayım, hatta iki-üç bin yaşayayım! Çala çala bir hal olduk, ötekilere doğru 'Çaldırmam' diye bağırmamla ahaliyi zevkten perişan ettim! Biri kalkıp da bana, "Aslanım asıl sen çaldın, her şeyi, bulabildiğin her şeyi götürdün, başkalarına 'çaldırmam' diyecek en son şahıssın, sus otur oturduğun yerde!' diyebiliyor mu... Diyor mu lan yoksa? Neyse, şimdi bunların sırası değil. Şimdi iş, bu en büyük tokat kaynağını tekrar almak. En kötüsü, seçimleri iptal ederim, kayyımla devam ederiz mesela. Bizde çare bol! Suriye, Doğu Akdeniz gaz ve petrol havzası, S-400, F-35 mes'eleleri falan o güne kadar böyle gider, geriye kalıyor döviz noktasındaki sıkıntı ki, onu da tekme tokat sağarım her yeri, babamın malı gibi, zıplamasına tedbir almak suretiyle hale yola koyarım... mı? Babam gerçi malını mülkünü sağdırmaz, öyle bir şeye niyetlendiğimde beni bacağımdan asardı ama, 'bunlar' onu bilmezler... Oysa ki bunlar, 'masa' yani, her şeyi...

"Tarafsız değilsen 'Tarafsız Bölge' adını da kullanma muhterem!" dedi İsmail, nasıl bağırıyor, Cadde'nin karşı tarafından bile duyup bakanlar oldu.

"O, emmeye gömmeye gelen iyi bir sahafidir," diyecek oldum, Hakan hemen, "Eme göme memleketi ne hale getirdiniz, fiili livatanın bile taban fiyatı açıklandı, müjde üstüne müjde yani," dedi.

"O ne be?" diye sormamla, bu kez Hasan Efendi, "Antalya'da 55 yaşındaki bir çiftçiye, 160 lira borcundan dolayı iki şahıs fiili livatada bulunmuşlar, yani anal tecavüzde, mahkeme de şahısları salıvermiş. Yani, demek oluyor ki, fiili livatanın taban fiyatı 80 lira. Mahkeme kararı böyle. Dolar üzerinden borçlu isen, bir kez fiili livataya uğrama bedeli, 13-14 dolar yani. Artık sen hesapla gerisini," diye küstahça cevapladı.

Doktor Özgür de, 'muhabbet'e, "Senin borçlarını hesaplamak için kuantum bilgisayarların yaygınlaşmasını beklemek zorundayız. Ayrıca da, senin Çin'e borcun var mıydı?" demek suretiyle dahil-müdahil oldu. Çin mi? Var mıydı lan? Ben o mahkemeyi ve kararını...

Selen bu kez, "Bir adamın da, 'bende terörist belirtisi, tecavüzcü belirtisi var mı?' diye sormuş. Teröristleri tecavüzcüleri salıp durduğuna göre, belirtiden çok daha fazlası var. Demirtaş'ın, Kavala'nın, gazetecilerin, öğretim üyelerinin, öğrencilerin, işçilerin ve diğerlerinin ne belirtisi var? Bir de aklı sıra tehdit ediyor, 'çok sayıda gerici katil girdi ülkeye' diye, biliyorsan, engel olsana? Elini tutan mı var? Cumartesi Anneleri'nin 739. hafta buluşmasında, kayıp yakınlarından biri, 'Her şeyi gördüm adaleti göremedim' diyor, sana bir şey ifade ediyorsa," dedi.

"Benim milletim bilir ne yapacağını!" diye böğürmek suretiyle itirazımı seslendirdim.

"Millet biliyor tabii ki ne yapacağını ama sen kendi bildiğini okuyorsun. Oy vermiyor sana, sandığı tekmeliyorsun, daha da ne yapacağın belirsiz. Ama ne yaparsan yap, bundan sonra yararı yok artık," diye başladı Bugay, ekledi: "Adalet sözcüğünü ağzına alamaz hale geldiğini herkes görüyor, sana en yakın duranlar bile. Sen de bunun farkında olduğun için, 'Şeriat' lafını kullanmaya başladın, yakınların 'Halife' demeye cesaret edebiliyorlar. Camileri siyaset yeri haline getirmenin de bir faydası olmayacağını yakında göreceksin. Gün ışığına dayanamayan vampir gibisin ve de aydınlık sonunu getirecek..."

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol