Ne gündü ama! Üç adet büyük belediye başkanını ağırlarken, çekimler uzasın diye fırtınaya yakalanmış Karadenizli kaptan gibi ayaklarımı iki yana açarak ağır ağır yürüdüm ya, onu bile kıskandılar, 'Hasta mı bu ne, niye yürüyemiyor' noktasında dedikodu yaptılar.Yapsınlar. Salaklar! Konukları ağırladığım yer, koca imparatorluğu batırıp ülkesinden bir İngiliz zırhlısı ile kaçan şahsın yani Vahdettin'in köşküydü ya, bunun bile farkına varmadılar. Bir iki eksiğiyle bütün medyayı devletleştirmiş olmam, tabiatıyla bu konudaki hassasiyetimizin vesikasıdır! Geri kalanın da sırası... Al işte, bütün masa zevatı, hazır ve nazır! Bakalım bugün ne yumurtlayacaklar...

"Oh! Bütün zamanların en büyük fiyaskosunun açılışına Sudan Feldmareşali Beşir de geldi, şerefler getirdi!" diye gözlerini aça aça bağırdı İsmail, ben tam yan masadan aldığım iskemleye otururken.

"Şerefler getirdi ama, ülkesine direk uçuşla dönmesi gerekecek, çünkü bir yerde aktarma, benzin ikmali falan yaparsa, tutuklanacak garibim," şeklinde mırıldandı Hakan.

"O nedenmiş? Kendisi şahsımızı çok sever de," dedim haliyle.

"Çünkü, 'insanlığa karşı suç işlediğinden dolayı' hakkında uluslararası tutuklama kararı var da ondan," dedi bu kez Hasan, olanca münasebetsizliğiyle, ekledi: "Onu getiren uçak da, bakın havalimanı demiyorum, havaalanı diyorum, oraya inen uçakların istatistiğini artırabilir. Günde, hepsi de iptal edilecek beş iç hatlar iniş-kalkışı yapılacakmış oradan da, yani, sayı önemli... İstatistik, daha da önemli!"

Kan beynime çıkmıştı. Oturduğum iskemleyi tekmelememek için kendimi fevkalade frenleme noktasındaydım. Balata kullanıyor olsaydım ortalık duman içinde kalmıştı.

"İstatistik deyince," diye başladı Doktor Özgür, "Rahmetli Güngör Uras'in bir Ayşe Teyzesi vardı ya, işte Avrupa'da artık gerçek enflasyon hesaplamaları öyle karmaşık yöntemlerle değil, Ayşe Teyze'nin haftalık alış veriş harcamaları üzerinden yapılacakmış, sendikalar ve emek örgütleri tarafından!"

"Sendika falan derken dikkatli olmak lazım, gecekondu üniversitelerden birinde kabul edilen ve akademik sefalete örnek olarak gösterilen teze göre sosyalizmin kurucusu Hitler'miş," dedi Selen, "Bir başka ulema da, ülkesine çağ atlatan kurucu liderin Samsun'a gitmesini 'hata' olarak görüyor; askerlerinin bu çağda donarak ölmelerini 'soğuktan etkilenme' olarak 'değerlendiren' önemli şahıslar bulunuyor; Cumartesi Anneleri 709. haftada kendi ayıplarını filme çekenler tarafından yine engelleniyor; Osman Kavala'nın avukatları, müvekkillerinin suçunu hala öğrenemiyorlar; inceliği tartışılmayan ana muhalefet lideri, 'hakaret ettiği' gerekçesiyle verilen tazminat cezasını ödemek için yazlığını satıyor ve başka bir sürü kepazelikler..."

"Ceza konusu önemli," diye başladı Bugay, "Suudi konsolosluğundaki cinayette cesedin bulunamamasından hareketle, kimin ceset yok etme 'iş'inde daha deneyimli olduğu konusundaki 'rekabeti', şahsına manidar biçimde 'Hadim-ül haremeyn-eş şerifeyn' denilen kişiyle 'yargı bağımsızlığı' üzerinden girilen yarışı, ve de, ülkedeki 114 bin derneğin 11 milyon üyesinin acilen fişlenmesi kararını bu bağlamda unutmamak gerekir, ezilen, sömürülen, savaştırılan; özgürlük, eşitlik, adalet arayanların kendi hikayelerini kendilerinin yazması zorunluğuyla birlikte!"

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol