İsmini antik çağlardan alan bir müzik gurubu: Trio Patara

2020 yılının ‘’Patara Yılı’’ olarak ilan edilmesinin ardından kurulan ve müziği antik çağlardan günümüze taşıyarak dinleyicilerine masal tadında bir müzik zevki sunan Trio Patara grubunun kuruluş hikayesini, bundan sonraki süreçte neler olacağını grup üyeleri flüt sanatçısı Doç. Lelya Bayramoğulları, arp sanatçısı Aslıhan Güngör ve soprano Nurdan Küçükekmekçi’yle konuştuk.

İsmini antik çağlardan alan bir müzik gurubu: Trio Patara

2020 yılının ‘’Patara Yılı’’ olarak ilan edilmesinin ardından kurulan ve müziği antik çağlardan günümüze taşıyarak dinleyicilerine masal tadında bir müzik zevki sunan Trio Patara grubunun kuruluş hikayesini, bundan sonraki süreçte neler olacağını grup üyeleri flüt sanatçısı Doç. Lelya Bayramoğulları, arp sanatçısı Aslıhan Güngör ve soprano Nurdan Küçükekmekçi’yle konuştuk.

23 Aralık 2020 Çarşamba 18:19
İsmini antik çağlardan alan bir müzik gurubu: Trio Patara

2020 yılının ‘’Patara Yılı’’ olarak ilan edilmesi sonrası kurulan Trio Patara müziğin iyileştirici ve birleştirici gücünü antik çağlardan günümüze taşırken dinleyicilerine masal tadında bir zevk sunuyor. Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’ndan flüt sanatçısı Doç. Lelya Bayramoğulları, arp sanatçısı Aslıhan Güngör ve Antalya Devlet Opera ve Balesi solisti soprano Nurdan Küçükekmekçi’den oluşan gurubun Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından albümü de pek yakında müzikseverlerin beğenisine sunulacak.Trio Patara’nın üç sanatçısıyla buluştuk ve keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

Öncelikle şunu sormak istiyoruz, Trio Patara nasıl doğdu, kimin fikriydi, gelişim süreci nasıl oldu?

Lelya Bayramoğulları: Sevgili soprano Nurdan Küçükekmekçi'yle geçmişe dayanan bir dostluğumuz vardı. Sevgili Aslıhan Güngör'le de sürdürdüğümüz bir video çalışmamız. Pandemi sürecinde farklı bir grup oluşturmak istedik. ‘’Türkiye'de bir rol model olalım" dedik, olmayan bir şey yapmak istedik.Nurdan'la hep bir şeyler yapmayı tasarlamıştık ama farklı kurumlarda çalıştığımız için -o operada ben senfonide- bir araya gelememiştik. Onun yoğun temposu, benim akademik çalışmalarım sebebiyle. Pandemiyle beraber toplu sanatsal aktiviteleri ve müzik gösterileri kısıtlanınca küçük bir grup oluşturma fikri çok uygundu.Ben de dedim, "Biz birleştirelim artık fikrimizi bir araya gelelim."

İzmir ve İstanbul eğitimli olsak da Antalya'da yaşayan sanatçılarız. Bu yıl da Patara Yılı. Patara, Antalya'nın Kaş ilçesinde bulunan dünyanın en önemli antik kentlerinden biri ve bizim de enstrümanlarımız dünyada ilk çağlarda bile kullanılan müzik aletleri. Flüt deseniz öyle, Arp deseniz yine öyle... Mitolojisi, efsanelerivar. Bunu enstrümanları da bir soprano sesiyle taçlandırarak bu şekilde bir yola çıktık."Müziğin birleştirici gücü, iyileştirici gücü şifa olsun" kaygısını taşıdık. Bu anlamda kamuda, belediyelerde gönüllü birçok projeye tanıtım videolarına katıldık. Akabinde de Bodrum Kalesi'yle ilk konserimizde yolculuğumuza başladık.

18 Ağustos ilk konserimiz oldu. Hemen ertesi gün Patara Antik Kenti’nde butik bir konser verdik. Eskişehir, İzmir, Antalya, İzmir derken de geçtiğimiz günler de İstanbul'da ilk canlı konserimizi Yeldeğirmeni Sanat Merkezi'nde yaptık.

Sizler devlet kurumlarına bağlı sanatçılarsınız. Devlet Opera ve Balesi olsun Devlet Senfoni Orkestrası olsun... Sormak istediğim şu, bu kurumlar mı böyle bir proje yapmanızı istedi?

Nurdan Küçükekmekçi: Evet, devlet sanatçısıyız ama bağlı bulunduğumuz kurum veya kuruluşların herhangi bir yönlendirmesi, isteği söz konusu olmadan kendi isteğimizle bu yola çıktık. Üçümüzün dileği, üçümüzün çabaları, gayretleri diyebiliriz.

Peki bu kurumlar nasıl karşılıyor oluşumunuzu?

N.K: Kurumlarımız zaten çok yapıcı. Gerektiği durumlarda desteklerini de esirgemiyorlar. Böyle durumları zaten onaylıyorlar ve sıcak bakıyorlar. Bir kurum içinden bir grup doğuyor. Özgür, hür iradelesiyle... Bir bakıma bağlı olduğumuz kurumları da temsil ediyoruz.

Peki Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bir desteği veya teşviği var mı?

L.B: Yaptığımız konserler sonucunda bir albüm hazırlığımız vardı, tamamlandı. Aralık ayının son haftası çıkacak. Bu albüme destek verdiler ve bakanlığın bu yıl ki müzik albümü olacak.Albüm için şair Yelda Karataş şiirler yazdı. Tolga Taviş ve Özge Gülbey de yeni besteleriyle yer alacak.

Tabii, pandemi süreci tüm dünya açısından zorlu geçiyor fakat önümüzdeki zamanlarda yurt dışında konser planları var mı?

L.B: Hazırladığımız albümüntanıtım konserleri, lansmanları olacak fakat dediğiniz gibi pandemiden sonra.

Tabii pandemi belası demişken, bu olay her sektörü etkiledi. Sizin konserlerinizi veya ruhaniyetinizi nasıl etkiliyor?

N.K: Pandemi başladığında Trio Patara yoktu. Biz de herkes gibi evlerimizde karantinaya girdik. Fakat üçümüz de kendi alanlarımızda çok üretken sanatçılarız. "Ne yapabiliriz" diye fikir alış verişinde bulunurken Trio Patara olarak doğduk. İlk amaç her ne kadar kendimize çok faydalı olmak, ruh halimize iyi gelmekti. Biraz önce de Leyla'nın da söylediği gibi elbette ki, "Müziğin birleştirici ve iyileştirici gücünü kullanarak bir şey yapalım" diye yola çıktık böyle bir oluşumda bulunduk.Bu bize çok iyi geldi ilk başta. Kurumlarımızın çalışmaları ve konserleritamamen durdu bu dönemde ve biz Trio Patara'yla bunu devam ettirdik kendi çabalarımızla. Dolayısıyla konserlerimizi vermeye başladıktan sonra da bizi izleyenlere de iyi geldiğini gördük. İşte orada müziğin şifalı ve iyileştirici etkisini birebir yaşadık. Artık şehir şehir bizi takip eden izleyicilerimiz bile oluştu hatta yeni bir grup olmamıza rağmen.

Peki ilk konser sonrası tepkiler ne oldu? Bu kadar olumlu tepkiler bekliyor muydunuz veya az bir tepki mi hissettiniz? Nasıldı ilk konser sonrası?

L.B: Güzel bir tepkiydi hatta Andante Dergisi'nde bu konuyla ilgili de değerli bir hocamızın çok güzel yorumları oldu. Yerel basında da çok güzel karşılandı. Bir de bizim ilk konserimiz gerçekten harikulade bir yerdeydi, Bodrum Kale'deydi. Ve kendi imkanlarımızla sonuna kadar emek vererek bu konseri gerçek kıldık. Ve çok güzel bir seyirci vardı pandemi döneminde beklemediğimiz bir katılım vardı. Açıkça söylemek gerekirse. Oradan sonraki ilk tepkiler de tabii yolculuğa devam etmek için büyük bir motivasyon kaynağı.

Peki neden Patara'da verilmedi ilk konser?

N.K: Ertesi gün de Patara'da oldu. 18'i Bodrum'da, 19'u Patara...

Tarihi mekanlarda, antik tiyatrolarda, amfilerde konser vermek bir sanatçıyı nasıl etkiliyor?

Aslıhan Güngör: Bizim zaten çaldığımız enstrümanların kökleri çok eskiye dayanıyor. Mitolojilere kadar dayanan bir geçmişleri var. İnsanlık tarihi boyunca rastlıyoruz arp, flüt ve sopranoya. Bunu böyle bir arkeolojik alanda yaptığımızda... E tabii ki oradaki, o enerji, oradaki medeniyetlerin geçmişinin taşıdığı büyük derinlik müziğimize ve atmosfere yansıyor. Zaten o atmosferde çalarken otomatik olarak uyumlanıp o frekansa eşitleniyorsun. Yani hiçbir zaman konser salonunda çalmak gibi olmuyor bambaşka bir boyut. O mekan zaten bizlere o derinliği veriyor.

Hayatınızda bu konseri nerede vermek isterdiniz yurt içi, yurt dışı, hangi konser salonu veya mekan?

N.K: Aslına bakarsanız biz en büyük düşümüz olan Patara'da bunu gerçekleştirdik. Çok harika akustiği olan bir meclis binası var Patara'da tam da sanki Trio Patara için düzenlenmiş.

L.B: Dünyanın pek çok yerinde harika mekanlar ve arkeolojik alanlar var. Konser salonu olarak Yeldeğirmeni de büyülüydü bizim için. İstanbul'da eşi, benzeri olmayacak bir binadır.

N.K: Mitolojiler, efsaneler derken aslında Yunanistan'da konser vermek gibi bir dileğimiz var. Ve bununla birlikte bütün arkeolojik yerlerde konser vermek isterdik diyebiliriz aslında.

Queen, Metallica gibi 100 bin kişilik bir stadyum konserine hiç çıkma hayaliniz oldu? Veya sizin yaptığınız tür müzikle nasıl olabilir böyle bir şey?

L.B: Yine çok güzel olabilir. Londra Hyde Park'ta yapabiliriz mesela.

A.G: Düşleri büyük tutmak da hiçbir zarar yok ama biraz böyle mistik bir tınımız olduğu için hani organik sound'larda kalmanın mesela çok büyük bir katedralde de harika tınlarız. Bir stadyumda ise kendi sesimizi muhakkak mikrofonlamamız gerekecek ve dijital bir sound üzerinden yorum yapacağız ama biz organik kalmayı ve organik şekilde akustik iyi tınlayacağımız mekanları düşlemeyi daha çok seviyoruz.

Sizin Patara'da ve Bodrum Kalesi'nde verdiğiniz konserin sesiyle veya tınısıyla dijital ortamda düzenleyeceğiniz konserin ses kalitesi bozuluyor denilebilir?

A.G: İş Sanat için çok güzel bir çekim yaptık. 8 Ocak’ta dijital platformdan yayınlanacak. Belki en güzel mikrofonlar, en doğru sound sistemlerine sahip bir salon ve ekip ama hiçbir zaman dijital sound, orijinal soundorganikliğinde olmuyor. Lakin, bizim yaptığımız müziği birebir canlı dinlemek ve o sound'un içinde kaybolmakla, aynı eserleri dijitalin içinde dinlemek farklı. O enerjiyi, elektriği alabilmek başka bir şey. Doğruyu söylemek gerekirse , küçük bir nüans farkı oluyor.

Nurdan Hanım bir soprana, Lelya Hanım flüt çalıyor.Ancak siz arp kullanıyorsunuz. Devasa bir enstrüman. O arpı nasıl taşıyorsunuz, konser alanlarına nasıl gidip, geliyor arp?

A.G: Esprili bir konuya değindiniz. Bu en büyük handikap. Aslında arp çok kıymetli, pahalı bir enstrüman ve hiçbir şekilde esnekliği olmayan sabit bir parça... Taşınması hep bir ayrı organizasyon istiyor. Bunun için de minimum iki kişi buluyoruz. Dikey bir enstrüman olduğu için tabut gibi yatırıyoruz, kapalı kamyonet tarzı araçlarla yükleyip götürüyoruz. En zoru nakliyesi diyebilirim. Benim her şeyim diyebilirim.

Patara yılı bitince yolunuza nasıl devam edeceksiniz? Örneğin Trio Aspendos, Trio Göbeklitepe diye devam edecek mi?

N.K: Bu bizim çıkış noktamız, başlangıcımız. Biz her zaman Trio Patara olacağız.

PATARA’YA ARMAĞAN

Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla hazırlanan Patara’ya Armağan albümü 29 Aralık’ta dijital mecralarda ve tüm müzik marketlerde müzikseverlere sunulacak. Albümde François Devienne’denRomances d’ Estelle No: 1, Romances d’ Estelle No: 17, GabrielFaure’denPavane, Tokat yöresinden Sabahın Seherinde türküsü, bestekar Tolga Taviş’den sözleri şair Yelda Karataş’a ait Patara Suit’i(Ten Işığım, Zeytin Dikelim ve Patara’dan Dünyaya) ve son olarak bestekar Özge Gülbey Usta’dan Patara isimli sekiz eser yer alıyor.

Ayrıca Trio Patara’nın konserini https://www.issanat.com.tr adresinden 8 Ocak’ta dinleyebiliriz.

Son Güncelleme: 23.12.2020 19:11
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol