Homo Ludens kitabı ile oyunun özgür dünyasını keşfedin

Johan Huizinga tarafından kaleme alınan Orhan Düz’ün çevirmenliğini yaparak okurlarına aktardığı Homo Ludens kitabı ile oyunun özgür dünyasına adım atın.

Homo Ludens kitabı ile oyunun özgür dünyasını keşfedin

Johan Huizinga tarafından kaleme alınan Orhan Düz’ün çevirmenliğini yaparak okurlarına aktardığı Homo Ludens kitabı ile oyunun özgür dünyasına adım atın.

29 Mayıs 2019 Çarşamba 10:31
Homo Ludens kitabı ile oyunun özgür dünyasını keşfedin

Huizinga’ya göre oyun toplumların gelişebilmesini sağlayan merkezi bir etkinliktir. Oyunun beş özelliği vardır:

Oyun özgürdür; oyun “sıradan” veya “gündelik” hayat değildir; hem yerelliği hem de süresi bakımından “sıradan” hayattan ayrılır; oyun düzen yaratır; maddi çıkarlar ile herhangi bir ilgisi yoktur ve oyundan bir kazanç elde edilemez. Platon ile söze başlayan Huizinga “oyun oynayan insan”ın ortaçağ, Rönesans ve erken modern dünya sürecinde uygarlığa katkılarının izini sürüyor.

Oyun kurgusal olduğu bilinen ve gündelik hayatın dışında yer alan, bunun ile birlikte oyuncuyu da tamamen içine çeken, gönüllü, özgür bir eylemdir. Sınırları özellikle belirlenmiş zaman ve mekân içinde gerçekleşen, her türlü maddi çıkardan ve yarardan uzak bu eylem, kurallara göre, belirli bir düzen içerisinde yerine getirilir. Oyuncu ve kimi zaman da seyirci kendinden geçer, coşar... Böylece tanımlanan oyun, tarih boyunca, hayatın her alanında kültürün temel öğesi olarak varlığını sürdürmüştür.

Johan Huizinga ve Oyunun Doğası

Huizinga, “Her şeyden önce oyun gönüllü bir eylemdir” diyor. Oyun oynayan topluluk bunu bir emir üzerine değil, özgürce yapar. Emirle oynanan oyun, oyun olmaktan çıkar. Yani, oyunun ilk özelliği “özgür olmasıdır, hatta özgürlüğün kendisidir.” Bahsi geçen özgürlük ise, elbette felsefi bir problem olarak özgürlükten farklıdır; hayvanlar ve çocukların sahip olmadığı bir tür özgürlüktür. Çocuklar ve hayvanlar oyun oynar çünkü bundan keyif alırlar ve “elbette özgürlükleri burada yatar.” Yetişkinler için ise oyun, gereksizdir; boş iştir; “boş zamanlarda” oynanır. Verdiği keyif bir gereklilik hâline geldiği ölçüde oyun gereklidir. Her zaman ertelenebilir. Hiçbir zaman fiziksel bir ihtiyaç, ahlaki bir görev ya da asli bir amaç değildir. Ancak kabul edilmiş bir kültürel işlevi, bir ritüel hâline dönüşmüşse zorunluluk, gereklilik ya da görev olarak algılanır. Yani aslında yetişkinler de oyunlar oynar ama kurumlaşmış olanlarını…

Son Güncelleme: 29.05.2019 10:34
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol