Şule Çet davasında ek raporun ayrıntıları ortaya çıktı!

Ankara’da bir plazada cinsel saldırıya uğradıktan sonra 20’nci kattan atıldığı iddia edilen üniversite öğrencisi Şule Çet’in intihar ettiği yönündeki iddiaları daha da zayıflatan ek raporun ayrıntıları ortaya çıktı.

Şule Çet davasında ek raporun ayrıntıları ortaya çıktı!

Ankara’da bir plazada cinsel saldırıya uğradıktan sonra 20’nci kattan atıldığı iddia edilen üniversite öğrencisi Şule Çet’in intihar ettiği yönündeki iddiaları daha da zayıflatan ek raporun ayrıntıları ortaya çıktı.

22 Mayıs 2019 Çarşamba 12:01
Şule Çet davasında ek raporun ayrıntıları ortaya çıktı!

Davanın görüldüğü Ankara 31’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebi ile hazırlanan adli tıp raporunda intihar bulgusuna rastlanmadığının ifade edildiği ve “Çet’in boynunda kırık var. Bu, canlıyken saldırıda meydana gelmiş de olabilir” dendiği dün ortaya çıkmıştı.

Sanıklar Çağatay Aksu ve Berk Akand başından beri Şule Çet’in intihar ettiğini iddia ediyor. Aile ise Çet’in tecavüz edildikten sonra aşağıya atıldığı görüşünde.

Şule Çet raporunun ayrıntıları şu şekilde:

“Şule Çet intihar için risk etmeni olan yoğun bir ümitsizlik duygusu içinde değildi. Sorun çözme becerisi vardı. Yakın çevresi tarafından fark edilen ciddi intihar planının eşlik ettiği ağır bir depresif tablo içinde değildi.

Kişide tespit edilen boyun kemik kırığının boyna bası sonucu da meydana gelmiş olabileceği cihetle kişinin ölümünün boyna basıyla bağlı mekanik asfiksi (solunum felci) sonucu meydana gelmiş ve kısa bir süre sonra (yarım saat içinde) yüksekten atılmış olabilir. Kişinin vücudunda tespit edilen boyun kemik kırığı dahil, travmatik değişimlerin tamamı yüksekten düşme ile de mümkün.

Yüksekten düşme nedeniyle oluşan ağır genel beden travmasına bağlı yaygın vücut kemik kırıkları ile birlikte iç organ harabiyeti yaşamış olabileceği ve yaygın yumuşak doku zedelenmesi sonucunda ölüm meydana gelmiş olabilir. Ancak tüm vücutta ağır genel beden travması bulguları olması nedeniyle düşme öncesi ayrıca travmaya maruz kalıp kalmadığı, düşme olayının kendi iradesiyle mi meydana geldiği, kazara mı oluştuğu, düşme olayının bir başkası ya da başkalarının etkisiyle mi meydana geldiği, düşme eylemi öncesinde kişinin boyna basıya bağlı mekanik asfiksi (solunum felci) sonucu ölümünün meydana gelip gelmediğinin mevcut verilerle tıbben bilinemediği, olayın adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olacağı oybirliğiyle ek mütalaa olunur.

Otopsi fotoğraflarının kurulumuzda Adli Diş Hekiminin de katılımıyla yapılan incelemesinde; sağ uyluk üst uç arka yüzde gluteal sinirin hemen altında dikey seyirli birbirine paralele yakın yerleşimli, aralarında yaklaşık 1,5 santimetre izsiz alan içeren, iç yanda her biri yaklaşık 4 santimetre uzunluğunda 0,5 santimetre genişlikte olan ekimoz hatları ve her bir hattın üst ve alt uçlarında orta kısımlarında da birer adet olmak üzere ekimoz hatlarında genişleme görüldüğü dikkate alındığında, bu yaralanmanın insan ısırığı olduğuna dair güven derecesini gösteren ABFO (Amerikan Board of Forensic Odontology) koşullarına göre, insan ısırık izi olmadığı, insan dişleri yaralanmayı yaratmadığı olarak değerlendirilmiştir.

Şule Çet’in ölümünden önceki dönemde, yakın çevresi tarafından fark edilen ciddi intihar planının eşlik ettiği aktif bir depresif tablo içinde olmadığı kanaati oluşmaktadır. Bir kişinin olaydan yaklaşık 1,5 yıl önce aldığı depresyon tanısından yola çıkarak olay anındaki ruhsal durumunu tahmin etmenin tıbben çok mümkün olmadığı bilinmektedir. ‘Mirtazapin’ isimli reçete ile satılan ilacı, bilgisi dışında almadıysa, son dönemdeki yazışmaları ve son dönemde ruhsal durumuna dair edinilen izlenimden yola çıkarak uyku problemleri için kullandığı düşünülebilir. Ancak buna dair resmi bir kayıt bulunmamaktadır. Yukarıda maddelerde vurgulanan tespit, yorum ve gerekçeler doğrultusunda, Şule Çet’in intihar için risk etmeni olan yoğun bir ümitsizlik duygusu içinde olmadığı ve sorun çözme becerisinin olduğu, yakın çevresi tarafından fark edilen ciddi intihar planının eşlik ettiği ağır bir depresif tablo içinde olmadığı, idrarında tespit edilen ilaç etken maddesinin kişinin intihar ettiğini gösteren somut bir tıbbi kanıt niteliğinde olmadığı görülmüştür.”

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol