İstanbul 11°
parçalı bulutlu

Bu hafta da iyi iş becerdik be! Bir yandan, büyük bir kepazeliğe dönüşen pistin açılışını unutturduk, öte yandan Prens'i kurtarma konusunda büyük belediyelere güzel görüntü verdik, ayrıca da gezmeye meraklı olanlara her an içeri tıkılabilecekleri noktasında korku saldık... mı? Kel kelaj nikelaj yani kısacası kelaj ile Turist Ömer'e bakarsan, korkularından geberdiler. Ben pek bu nokta-i nazarı tasvip etmiyorum ama, gene de bir şeyler olursa, gaz stoklarımız tıka basa dolu, afedersiniz atiye huzurla bakabiliriz... Faşizm iyiymiş be! Hem özgürlüklerden söz ediyorsun, hem de en küçük bir itirazda bulunanı içeri tıkıveriyorsun! Nasılsa millet faşist denince üniformalı, gamalı haçlı falan görüntüler arıyor ya, arar hale getirildi ya, bundan alası Malatya'da kayısı! Şam diyecek halimiz de kalmadı ya, neyse... Onu da unutturuveririz bir iki müptezel ziyaretiyle (Ancak, münakaşasız!) olur biter! Kendisini gazeteci sananların önüne bir kaç enflasyon kağıdı attın mı, ertesi günü bütün başlıklar, altyazılar, üstyazılar, akışlar mükemmel yani... Ya ben ne kadar kabiliyetli imişim de haberim yokmuş! Bunları bir yere yazsam mı, ilerde yani... Lakin bir satır yazı yazıncaya kadar akla karayı seçiyorum ama, bizim yüksek maaşlı elemanlardan birine anlatsam, o yazsa falan... İşte, bizim kafalarına taş yağası masa da hazır ve nazır.

"Gezi korkusuna karşı yepyeni bir antihistaminik: Gezkorex!" dedi İsmail, gazeteden okurmuş gibi yapıyor, bana bakmıyor ama şahsımı beklediği şüphesiz bu ilmi açıklamada bulunmak için.

"Adı da çok güzelmiş," dedi Hasan, "Gezi korkusu dışarı gibisine yani..."

"Gezi korkusuyla kıvranan ex olsun gibi bir anlamı da olabilir," diye araya girdi Doktor Özgür, "Genelde ilaç isimleri böylesine yaratıcılıklar sonucu üretilir de..."

"Temsilcilik alabilir miyiz acaba?" sorusu Hakan'dan gelmişti ve yanıtı da Selen'den çıktı:

"Kaç milyonluk pazardan söz ediyoruz, temsilcilikleri çoktan verilmiştir de parayı kırışmaya başlamışlardır bile, Cumartesi Anneleri'ne sıkılacak gaz paraları gibi. Sen çok para kazanmak istiyorsan konkordato komiserliği falan düşün."

Bugay ise, "Selen, 'düşün' dedi ya," diye başladı, "Hep birlikte düşünmemiz gerek, yükselen faşizmlere karşı ne yapılacağı üstüne. Dünyanın her yerinde otoriter, giderek totaliter ve faşist yönetimler artıyor. Ülkelerin egemen sınıfları, faşizme geçmeyi bir kere kabullenmişler ve de o ana kadar yararlandıkları 'görece' rahatlık ortamından  çıkmayı göze almışlarsa, yapılacak çok az şey kalıyor baskıya karşı. Faşist hareketlerin bugüne kadar nasıl engellenebildiği araştırıldığında, bir tek deneyim öne çıkıyor: Faşistlerin her girişimini, o girişime katılanlardan çok daha fazla sayıda kararlı insanın katılımıyla anında etkisiz kılmak. Girdikleri her yerde, yaptıkları her işte faşistleri rezil etmek. Her açıdan. Cahilliklerini, uşaklıklarını, hırsızlıklarını, katilliklerini, sahtekarlıklarını, ahlaksızlıklarını yılmadan usanmadan vurgulayarak. Yeni mücadele yöntemleri deneyerek, deneyimlerden sonuçlar çıkararak, çekilen çilelerin, yıkılan yaşamların yanından bir an bile ayrılmayarak. Gelecekte çocuklarımıza, torunlarımıza boşuna yaşamadığımızı ancak böylelikle anlatabiliriz. Daha da önemlisi, boşuna yaşanmamış, yaşanası bir dünya için savaşımla onurlandırılmış bir yaşama ancak böyle kavuşabiliriz. Ezilen her kimse, hangi kesimse, onun, onların yanında durarak varlığımızı anlamlandırabiliriz. Kendi öykümüzü ancak böyle yazabiliriz..."

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol