Bilim dünyasını şaşkına çeviren gelişme…

Dünyanın en prestijli eğitim kurumları arasında yer alan Yale Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bir araştırma tıp ve bilim dünyasının gündemini değiştirmiş durumda. ABD'li bilim insanları kesilen 32 domuzun beyinlerini ölümlerinden 10 saat sonra canlandırmayı başardıklarını açıkladı. Bu araştırma alzheimer gibi nörolojik hastalıklarla mücadele konusunda büyük bir adım olarak lanse edildi.

Bilim dünyasını şaşkına çeviren gelişme…

Dünyanın en prestijli eğitim kurumları arasında yer alan Yale Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bir araştırma tıp ve bilim dünyasının gündemini değiştirmiş durumda. ABD'li bilim insanları kesilen 32 domuzun beyinlerini ölümlerinden 10 saat sonra canlandırmayı başardıklarını açıkladı. Bu araştırma alzheimer gibi nörolojik hastalıklarla mücadele konusunda büyük bir adım olarak lanse edildi.

18 Nisan 2019 Perşembe 15:21
Bilim dünyasını şaşkına çeviren gelişme…

İngiliz yayın kuruluşu BBC'nin son dakika gelişmesi olarak duyurduğu söz konusu habere göre Yale Üniversitesi'den bilim adamları, bir mezbahada öldürülen 32 domuzu kobay olarak kullanmak üzere aldı. Kesimden sonra dört saat cansız kalan beyinler daha sonra Yale'de geliştirilen bir sisteme bağlandı. Sistem organlara sentetik kan, oksijen ve beyin hücrelerinin ölümünü yavaşlatan bir ilaçtan oluşan sıvıyı nabız benzeri bir ritimle pompalamaya başladı.

Altı saat boyunca bu sıvının salgılandığı beyinlerde hücre ölümü yavaşlamaya başladı, bazı kan damarları kendini yeniledi ve az da olsa beyin aktivitesi başladı. Araştırmacılar ayrıca beyin hücrelerinin iletişimini sağlayan “sinaps” adı verilen bağlantıları da tespit edebildi. Ölümle sıvının etki ettiği bu 10 saatlik sürenin sonunda beyinlerde, normal beyinler ile aynı miktarda oksijen kullanımı ve ilaca normal reaksiyon keşfedildi.

Ancak söz konusu bu buluşlar beynin yalnızca belirli bölümlerinde yaşandı. Taramalarda beyin çapında farkındalık ya da algıyı işaret edecek herhangi bir elektriksel hareketlilik meydana gelmedi. Yale Üniversitesi'nin çalışması beyin hücrelerinin ölümünün durdurulabileceğini ve organdaki bazı bağlantıların yeniden kurulabileceğini ortaya koymuş oldu. Geçmişte beyin ölümünün, oksijenin kesilmesinden dolayı hızla gerçekleştiği ve tersine çevrilemeyeceği varsayılıyordu. Ancak gerçekleştirilen bu çalışma ile hücre ölümünün aşama aşama olduğu kanıtlandı.

Organ bağışı tartışmasını da beraberinde getirecek

Yale Üniversitesi, domuzları laboratuar ortamında büyütmeyip mezbahadan alarak etik tartışmalarının da önüne geçmeye çalıştı. Ancak deney süresi boyunca araştırmacılar, domuzların, beyne pompalanan sıvı sebebi ile bilinçlerinin yerine gelmesi endişesi de yaşadı. Araştırmacılar yüksek bir beyin aktivitesine karşı deneyi sonlandırmak üzere anestezi ilaçlarını da hazır tuttu.

Bu çalışmanın en hızlı yararlarından biri Alzheimer gibi beyin ile ilgili olarak meydana gelen hastalıkların araştırılmasında yeni yöntemlerin geliştirilmesini sağlayacak olması. Zira dünyanın en karmaşık organı sayılan beynin dondurularak dilimlenmesi ya da beyin hücrelerinin laboratuar ortamında üretilmesi, organın üç boyutlu çözümlenmesini mümkün kılmıyordu. Uzun vadede de bilim insanları, inme ya da doğumda oksijensiz kalmaya bağlı travmalara karşı beyni korumanın daha iyi yollarını bulmayı umuyor.

Bu canlandırma, organ nakli için gerekli bağışların “beyin ölümü”ne bağlı olması sebebiyle, yeni tartışmaları da beraberinde getirebilir. Zira daha önce hastanede yatan birinin beyin ölümü gerçekleştiğinde, yeniden iyileşmenin mümkün olmadığı, kişinin bu dünyayı tamamen terk ettiği varsayılıyordu. Gelecekteyse beynin yeniden çalışması, insanın aklını ve kişiliğini geri kazanması olasılığı ortaya çıkarsa, ölümün tanımı da değişmiş olacak. Uzmanlar gelişmelerin henüz bu kadar ilerlemediğine dikkat çekerken gelecekte birçok ülkede regülasyonun değişebileceğini söylüyor.

“Bunun varlığını bilmiyorduk”

Konu ile ilgili olarak açıklamalarda bulunan Duke Üniversitesi’nde biyoetik alanında uzmanlaşan akademisyen Profesör Nita Farahany, “Eskiden ‘bu canlı’ ve ‘bu ölü’ diye çok net ayrımımız vardı fakat şimdi böyle bir ara kategori olduğuna göre bunu nasıl belirleyeceğiz. Daha önce böyle bir durumun varlığını bilmiyorduk” dedi.

Dünyanın saygın tıp dergileri arasında yer alan Nature’da yayımlanan araştırma hakkında şaşkınlığını gizleyemeyen bilim insanlarından biri de Pennsylvania Üniversitesi’nde görev yapmakta olan Jonathan Moreno’ydu. New York Times’a konu ile ilgili olarak açıklamalarda bulunan Moreno, “Bu çılgınca. Bilim ve tıpta etik tartışmalarını başka bir boyuta taşıyan bir konu varsa o da budur” dedi.

Araştırmayı yürüten nörolog Dr. Nenad Sestan araştırma sonucunda açıklamalar yaparak çığır açan bu incelemeyi değerlendirdi. Dr. Sestan, “Bu beyin canlı değil ama hücresel olarak hareketlilik var. Bu araştırma kapsamında ölü beynin bazı yeteneklerinin korunup korunmadığını öğrenmek istiyorduk” dedi.

Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol