AB’den skandal Türkiye kararı

Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de gerçekleştirdiği doğalgaz sondaj çalışmaları sebebi ile Ankara'ya yönelik yaptırım kararı aldı.

AB’den skandal Türkiye kararı

Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Bakanları, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'de gerçekleştirdiği doğalgaz sondaj çalışmaları sebebi ile Ankara'ya yönelik yaptırım kararı aldı.

16 Temmuz 2019 Salı 10:45
AB’den skandal Türkiye kararı

AFP’nin konu ile ilgili olarak yaptığı habere göre bakanların uzlaştığı önlemler kapsamında AB, Türkiye ile üst düzey temasları ve Kapsamlı Hava Taşımacılık Anlaşması müzakereleri askıya alacak, Türkiye’nin AB’den 2020 yılı kadar alması öngörülen 145.8 milyon Euro’luk üyelik öncesi mali fonlarda kesintiye gidecek.

AB Türkiye’ye 2014-2020 dönemi için 4,4 milyar Euro fon ayırmıştı. Bu fonlar ile desteklenen alanlar arasında demokrasi, yönetişim, hukukun üstünlüğü, temel haklar, çevre, iklim, ulaşım, enerji, rekabetçilik, inovasyon, eğitim, istihdam, sosyal politikalar, tarım, kırsal gelişim, bölgesel ve yerel işbirliği bulunuyor.

BBC Türkçe’nin konu ile ilgili olarak yaptığı habere göre; AB Dışişleri Bakanları ayrıca, doğalgaz sondaj faaliyetleri ile bağlantılı olanların hedef alınacağı muhtemel mali yaptırımlar konusunda da Avrupa Komisyonu’nun çalışmalara devam etmesini talep etti.

Avrupa Yatırım Bankası’ndan da Ankara’ya verilecek olan kredi desteğinin gözden geçirilmesi talebinde bulunulduğu ifade edildi.

Türkiye’den karar ile ilgili açıklama: Faaliyetlerimizi etkilemeyecek

Dışişleri Bakanlığı, AB’nin yaptırım kararına yaptığı yazılı açıklama ile tepki gösterdi.

Bakanlık açıklamasında, AB Dış İlişkiler Konseyi’nin aldığı kararların “Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerini sürdürme kararlılığını etkilemeyeceği” ifade edildi.

Dışişleri Bakanlığı’nın AB’nin yaptırım kararı ile ilgili olarak yaptığı açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Bu kararlarda, Kıbrıs Adasının doğal kaynakları üzerinde eşit haklara sahip Kıbrıs Türklerinden hiç bahsedilmemesi ve Kıbrıs Türkleri yokmuş gibi hareket edilmesi, AB’nin Kıbrıs konusunda ne kadar önyargılı ve taraflı olduğunu göstermektedir.

Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon faaliyetlerimizin, kendi kıta sahanlığımızdaki haklarımızın korunması ve Ada’nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin Ada’nın hidrokarbon kaynakları üzerindeki eşit haklarının korunması olmak üzere iki boyutu vardır.

İlk boyutta, Türkiye’nin Kıbrıs meselesi çözülmeden GKRY ile deniz yetki alanlarını sınırlandırmak için görüşmelere başlaması sözkonusu değildir. Zira sözde Kıbrıs Cumhuriyeti, 1963 yılından beri Kıbrıs Türklerini temsil etmediği için, bizim ve Kıbrıs Türklerinin gözünde gerçek bir devlet değildir. Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların siyasi eşitliği üzerine kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti 1963 yılında sona ermiştir. Kıbrıs meselesinin bugüne kadar çözümsüz kalmasının sebebi de Kıbrıslı Rumların 1963 yılından bu yana Kıbrıs Türklerinin siyasi eşitliğini kabul etmemesidir. Kıbrıs Rum Yönetimi’nin muhatabı Türkiye değil, KKTC’dir. AB’nin bu gerçekleri kabul etmeden, Kıbrıs Türklerini azınlık olarak değil, Kıbrıs Adası’nın ortak sahibi olarak görmeden, Kıbrıs meselesini anlaması ve yapıcı bir katkıda bulunması mümkün değildir.

İkinci boyutta bir çözüm bulunması ise ancak Kıbrıs Türklerinin haklarının garanti altına alınması ile mümkün olabilir. Bu bağlamda, Kıbrıs Türklerinin, 13 Temmuz 2019 tarihinde yaptığı ve ülkemizin de tam destek verdiği kapsamlı işbirliği önerisi çözüm için önemli bir fırsat teşkil etmektedir.

AB’nin bu fırsatı değerlendirmek ve hidrokarbon kaynakları konusunda Ada’daki iki tarafı bir araya gelmeye teşvik etmek yerine, Türkiye aleyhinde kararlar almaya yönelmesi etkisiz, gerçeklikten kopuk ve yapıcı olmayan bir hareket tarzıdır.

Ülkemiz hem kendi haklarını, hem de Kıbrıslı Türklerin haklarını bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kararlılıkla korumaya devam edecek, bu yöndeki faaliyetlerini daha da arttıracaktır. Bu hususta Kıbrıs Türklerine verdiği sözleri 26 Nisan 2004’ten beri tutmayan AB’nin bize söyleyeceği bir sözü de yoktur.

Bu kararların, 15 Temmuz hain darbe girişiminin üçüncü yıldönümü gibi Türk halkı için çok önemli bir günde alınmış olması da manidardır.”

AB, Türkiye’yi suçluyor

AB kanadından konu ile ilgili olarak geçen ay yapılan açıklamada, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj çalışmalarının ‘yasa dışı olduğu’ söylenmiş ve çalışmaların durdurulmaması halinde Türkiye’nin ‘yaptırımlarla karşı karşıya kalabileceği’ uyarısında bulunulmuştu.

AB, Türkiye’yi sondaj faaliyetleri ile ‘Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesine girmek ve egemenliğinin ihlâl etmekle’ suçluyor.

Türkiye, mayıs ayı başında Fatih sondaj gemisini adanın batısına göndermiş ve burada çalışmalara başlamıştı. Türkiye’nin ikinci sondaj gemisi Yavuz da haziran ayı sonunda Doğu Akdeniz’e gitmek üzere demir aldı.

Son Güncelleme: 16.07.2019 11:38
Yorumlar

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol