Buraya yazıyorum: Bunlar benim canıma okuyacak. O kadar güzel sözler söylüyorum, öyle olacak, böyle olacak, birlik olacağız şu bu, adamlar oralı değil. Adamlar derken, bana muhalif olanlardan söz etmiyorum ha, benden yana görünenlerden şikayetçiyim. Bakın burası çok önemli, bi şi olmuş, ne olmuş ben de bilmiyorum ama olmuş. Benim elimi yalamak için yarışanlar halen şahsımı tenkit etmekle, altımı afedersiniz oymakla meşgul. Şimdi, bakınız tokat verilerine, pardon ekonomiye, birlik olmamız lazım, bakınız beslenen o kadar gerici katili ne yapacağımıza, yani dış politikaya, birlik olmamız lazım. Birlik olmamız lazım ki, Osmanlı'yı şey edelim... Ne edecektik Osmanlı'yı ya? Osmanlı öyle yaptığı için batmış dedi geçenlerde biri. Battı mı sahiden?.. Benim bunlara hiç inancım kalmadı. Osmanlı, mescitlerde yaşıyor! Ulan, ne güzeldi o günler be, mescitlerde gevezelik et, herkes kafa sallasın, aynı şeyleri ulu orta, infaz koruma memuru edasıyla söyle, gelen oyları sayamıyorduk bile, o kadar çok yani... Şimdi say say olmuyor. Bi şi olmuş... İnek hırsızları bile yetmiyor düzeltmeye!..

"Aydınlığa yönelmeye devam: Ayşe Öğretmen hapisten kurtulsun!" dedi İsmail gazetesini okurken ve de tüm caddeye duyurdu.

"Ayşe Öğretmen, 'Çocuklar ölmesin' dedi, 'Çocuklara tecavüz edenler salıverilsin' demedi, bu, maşeri vicdana sığmaz!" dedi Hakan da. Ulan bunlar...

"'Çocuklar ölmesin' demek, mahşeri durumlara sığar," dedi münasebetsiz Hasan Efendi de, "Tıpkı bugünkü gibi, öldürmek isteyenlerle yaşatmak isteyenler arasındaki fark bu işte..."

"İnsan kafası kesenlere, kedi köpek bacağı koparanların çıraklığı uygun düşüyor," diye başladı Doktor Özgür, "Kaç yıl tıp okudum, hala yeni yayınlar peşindeyim, bulup okuyup kendimi geliştirmeye çalışıyorum, köpek gözü çıkarma olayının insan bağlamında bilimsel açıklamasının nasıl yapılabileceğinde zorlanıyorum. İtalya'da gerçekleştirilen bir araştırmanın sonucuna göre, 'katiller, tecavüzcüler, şiddet uygulayan eşler, organize suç ve yeraltı çetelerinin üyelerinin yaygın ortak noktası hayvanlara karşı şiddet davranışları göstermeleri'ymiş. Yani, nereye gittiğimizi bilmemiz açısından..." Bak bak bak! Nereden nereye geldi. Yani şimdi bizim gerici katiller çocukluklarında hayvanlara eziyet mi ettiler dedim ama, içimden, sesli değil. Bunların yanında hiçmişim gibi davranmak en iyisi.

Selen, "Ayşe Öğretmen'le birlikte, barış isteyen akademisyenler, gazeteciler, politik tutumlarından dolayı içeri alınanlar, Demirtaş, Kavala ve isimleri saymakla bitmeyecek diğerleri de hapisten kurtulsunlar," dedi, ekledi: "Berbat bir sinopsis'i hayata geçirmek ve gerici egemenliklerini sürekli hale getirebilmek için koca bir toplumu karanlığa mahkum etmeyi amaçlayanları durdurmak, onların kullandığı deyimle 'etkisiz kılmak' nasıl zor bir görev, insanın Prometheus'a imrenesi geliyor. Cumartesi Anneleri'ni unutmayalım, 736. haftada yine o daracık sokağa tıkıştırıldılar ama seslerini duyurmayı başardılar."

Bugay da, "Artık gezegenin tüm aydınları karanlığa karşı her gün etkin mücadele etmek zorunda. Bu, unutulacak, ihmal edilecek bir görev değil. Yaşamlarımızın sürebilmesi için soluk almak kadar önemli bir ihtiyaç. Trump'lar, Orban'lar, Salvini'ler ve benzerleri oldukça, her gün ama her gün, gericiliğe karşı savaşım günü. Koşullar, her yerde, kaosa gidildiği izlenimi veriyor. Kaostan aydınlığa nasıl çıkılacağı bizlere kalmış..." dedi.

Dikkat!

Yorum yapabilmek için üye girşi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.

Üye Girişi Üye Ol